Kurumlarda İnovasyon Ekosistemi Kurmak=Globalde Başarıyı Sürdürülebilir Kılmak
Bugün Global ölçekte Türkiye’deki inovasyon hareketliliğine baktığımızda kurumlar
tarafından meselenin artık sadece büyümek değil sürdürülebilir büyüme sağlamak
olduğunu çok net görüyoruz.OECD(İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) 2026 Mart Ayı
AR-GE Göstergeleri raporuna göre;
İsrail’in Ar-Ge yoğunluğu %6,76,
Güney Kore’nin %5,13,
OECD ortalaması %2,72,
Türkiye’nin ise %1,46.
Yalnız burada eklemem gereken bu oran Türkiye için 2002 yılında %0,5’ti.Yaklaşık 20
yılda AR-GE yoğunluğunu neredeyse 3 kat arttırdı.Lakin Dünya yerinde saymadı!
Asıl odaklanmamız gereken Türkiye’nin bugün OECD ortalamasının neredeyse yarısında olduğu. Bu yalnızca istatistiksel bir fark değil. Bu fark;
küresel marka üretme kapasitesi,
• patent kalitesi,
• yüksek teknoloji ihracatı,
• yapay zekâ geliştirme gücü,
• yarı iletken teknolojileri,
• biyoteknoloji yatırımları,
• kişi başına düşen katma değer
anlamına da gelir.
Türkiye hala oyunu kuran değil, büyük ölçüde takip edenler arasında. Tüm bu
anlattıklarımın varış noktası şu:
Türkiye’nin sorunu Ar-Ge Yapmamak değil,
Türkiye’nin asıl sorunu, yapılan Ar-Ge’nin küresel ekonomik DEĞER’E dönüşme oranının
düşük olması.
Çünkü gerçek inovasyon yalnızca laboratuvar kurmak değildir. Gerçek inovasyon,
dünyaya satılabilen ürün üretmek, standartları belirlemek, teknolojik bağımsızlık
oluşturabilmek, küresel ölçekte oyunu değiştiren kurallar koymak , lider olmaktır.
Ve en önemlisi BAŞARIMIZI TÜM DÜNYADA SÜRDÜRÜLEBİLİR KILMAK.
Bugün birçok kurum inovatif bir ürün geliştiriyor ama inovasyon kültürü oluşturmuyor.
Fuarlara gittiğinizde bunu çok net görebilirsiniz.Oysaki İnovasyon Kültürünü kendi
vizyon ,misyon ve alt yapılarına entegre eden kurumlar ;önce sistematik bir sıçrama,
ardından sürdürülebilir büyüme sağlayacak.Oyunun kazananı onlar olacak.
Kurumlarda inovasyonu sistematik bir şekilde inşa etmemin asıl amacı da size oyunu
kazandırmak.
En başta saydığım tüm ülkeler kendi içlerinde güçlü bir inovasyon kültürü inşa ettiler.
Başarısızlığın cezalandırılmadığı, risk almanın desteklendiği, gençlerin fikir üretmeye
teşvik edildiği sistemler kurdular.İnsanların radikal bir inovasyon yapması ,onların hata
yapmama kültüründen arınmalarına ve fikir üretmekten çekinmedikleri bir ortamda
çalışmalarına bağlıdır. Global Ölçekli Kurumlar, bunu bilmekle kalmadılar , iç
dinamiklerinde bilgiyi değer üreten yapılara dönüştürdüler.Yani İnovasyonu ilk kendi
içlerinde uyguladılar.Meselenin bir ürün değil bir kültür inşası olduğunun farkındalar.
Kendi iç ve dış dinamiklerimizle bütüncül bir inovasyon ekosistemi kurmak büyük bir
sıçramaya neden olur, o ekosistemde inovasyonu kültür haline getirmek de
sürdürülebilir büyüme sağlar.Benim hedefim de tam olarak budur:
İnovasyon
Ekosistemi kurmak ve bir Kültür inşa etmek.
Çünkü Sürdürülebilir Başarı ancak hedefe doğru kanalize edilmiş ve doğru kurgulanmış
bir inovasyon ekosistemi ile mümkündür.


