İşlerin Unvanlarla Yürütüldüğü Yerde İnovasyon YÜRÜMEZ..
İş yapma gayesi ile aynı çatı altında buluşan insanlar kendine ait stratejilerini , çatıda oldukları tüm süre boyunca gösterme eğilimindedirler. Sabah kahvaltıları, özel gün aktiviteleri, öğle yemekleri ve molada oynanan oyunlar da buna dahil.
Mesela neyden mi bahsediyorum? Bir öğle molasında oynanan tavladan.
Tavla gibi basit görünen ve genelde eğlence amaçlı oynanan geleneksel bir oyun ,bir anda kişilerin stratejik yaklaşımlarına, iş yaşamındaki duruşlarına ve hatta oyun anında baskıya dayanabilme gücüne dair bir gösterge haline gelebilir.
Fakat burada asıl mesele tavla değil; problemlere yönelik farklı ve çevik çözüm yollarının, kurumlarda unvan baskısı nedeniyle çoğu zaman hayata geçirilememesidir.Üstelik oyunlarda bunu başarabiliyorken.
Öyleyse anlatayım..
Bir öğle molasında dinlenme alanındaki koltuklardan birinde oturuyordum.
Tavla oynayanları izliyordum.
Soranlara; benim için gözlem yapmak her zaman stratejik bir hamle olmuştur.
O gün tavla oynayanların arasında bir mühendis arkadaşım ve üst düzey yöneticisi de vardı.
Oyun esnasında zarlar arkadaki masanın altına gitmiş olacak ki yerlerinden kalkıp o tarafa yöneldiler. Hikaye bu ya! Benim dikkatim de onlara kaymıştı.
Yönetici masanın üzerinde bulduğu ebatça büyük bir makası mühendis arkadaşıma uzattı.
Yalnız masanın altında 3 cm kadar bir boşluk var. Makasın sığacağı ,sığsa bile uzanabileceği muallak.
Oturduğum yerden görebiliyordum.
Mühendis arkadaşım denedi, denedi, denedi.
Zorlandığını sezdim o an.
Normal şartlarda bırakıp başka çözüm yolu arayabilecek nitelikte biri olduğunu çok net söyleyebilirim. Ama o an makas onun gözünde bir çözüm aracı olmaktan çıktı.
Resmen bir unvana sahip oldu!
O artık yöneticinin uzattığı “O Makas “tı.
Hayatımda bu denli hızlı terfi alanı daha önce hiç görmemiştim..
Makas da ben de iş hayatında yeniydim.Onun hızlıca terfi almasını kıskandığımdan olsa gerek ,hayır tabi ki öğle molası bitmişti ve unvan baskısına bir de zaman baskısı eklenecekti, yerimden kalktım ve uzun, ince, metal bir cetvelle geri döndüm.
Zarlar kurtarıldı.
Poblem çözüldü.
Ama benim aklımda gerçek bir problem kaldı:
İşlerin unvanlarla yürütüldüğü yerde yeni fikirler ortaya çıkmaz, inovasyon yürümezdi.


